güneş doğuyor. 3 sürahi kahve (aslında ikinciyi paylaşmak zorunda kaldım. 3 fincan gibi ciddi bir kayıp söz konusu) ve sonrasında kalkıp birşeyler yazmak istiyorum. tuşların sesi savaşa giden atların nal seslerini andırıyor. içimde yetişip olgunlaşan milyonlarca şey gibi. savaşın sonu belli değil malum. benim bunlar ne şekilde dile getireceğim/getirebileceğim kadar ince bir belirsizlik (you know man!)
güneş doğuyor. aynı güneş aynı dünyanın aynı tarafına aynı saatte birkez daha doğuyor. ilginç değil , mükemmel olması da mümkün gözükmüyor.
garip bir çağın işe yaramaz türleri olarak bizler , önümüze konulanı yemekten başka işlevi olmayan bizler , sistemlerden şikayet edip inatla o sistemlerin parçası olmayı sürdüren bizler , gelecek ile ilgili son derece boş "hayalleriz". bizden çıkanlar ileride bizden farklı olmayacaklar ne yazık. kimi ne ölçüde eleştiriyor olursak olalım , "sistem" denilen ucubenin birer parçası olmamızdan dolayı yarattıklarımıza kendi yaşam biçimlerimizi , "farklı yollarla" enjekte edeceğiz. bundan şüphem yok. beni asıl korkutan yetiştirdiğimiz minik canavarların bizi mezarlarımızdan çıkarıp ortalığa atması , ortada kalmak veya ne isim verdiğimiz önemli değil. biri nasıl olsa birgün gelip bütün bildiklerimizi , bütün söylediklerimizi , kökünden değiştirecek.
nesli tükenen hayvanlara saygı duymayı beceremiyoruz mesela. bunu yapamıyoruz çünkü kendi neslimizin sonsuz bir kaynaktan geldiğine (yukarı bak.. yukarı..) inanıyoruz. ve bunun , kendi neslimizi gönül rahatlığıyla tüketmek için bir işaret olduğuna eminiz. bütün bunları düşünmemi planlamış herhangi birşey mevcut ise , çok açık gönüllülük ile söylüyorum ki ; cehenneme gitsin.
güneş doğuyor. ve ben , havanın aydınlandığını görmeme rağmen , içimdeki en küçük noktayı bile karartmaktan çekinmiyorum.
bir güneş doğuyor.. bana mı belli değil..
Aske



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder