30 Haziran 2007 Cumartesi

Serefe!

Hayat bizim gittiğimiz bir yol mu?tükettiğimiz birşey mi sahiden?Hep bu yaşıma kadar bana zamanı,duyguları kısacası hayata dair herşeyi tükettiğimizi söylediler.Hangimiz daha çok tükendik ki?tükettiğimi sandığım şeylerin beni tükettiğini düşünüyorum aksine!ambalajı açılıp kullanılan şey hayat mı yoksa ben miyim?şikayet etmenin,yakınmanın,ağlamanın bile hor görüldüğü bir dünyada kim daha çok tükendi?hayatın kendisi mi ben mi?19.5 yaşımda öğrendim amaçların ne kadar gereksiz olduğunu.Gittiğimiz bir nokta var mı?Varılacak bir hedef?Bodozlama yaşıyoruz körü körüne..elimizden gelen tek şey sadece anı kaliteli yaşayabilmek.ihanet mi? türk filmlerinde var olan bir şeydi benim için ta ki ruhumu teslim ettiğim emanetçim sahip olduklarımı başkasına satana kadar.Evet insan her duyguyu yaşamalı.Yaşamalı ve sindirmeli!sindirdim de afiyet olsun bana!Hissizliğin mutluluk getireceğini hiç ummazdım ama gerçekten süper birşeymiş.Yaşasın tükenmişlikten var olan hissiz mutluluk!
"Özne olmayı bırakıp zamir oldum, edat oldum, yüklem oldum; ama senin gibi aşk ile ihanet arasına bağlaç olmadım asla"

28 Haziran 2007 Perşembe

vedat çilipepırs und inleyen nağmeler (no.2)

serin bir yaz gününden sizlere merhabalar diyorum pek sevgili okurlar.. diye giriş yapacağım günler çok geride kaldı canlarım. malumunuz kaldırımda omlet yaptıracak kıvamda bir sıcak var. birkaç güne kadar hayatımı "rowenta - zenitude" isimli bir zamazingoya borçlu olacağımı söyleseler kıçımla gülerdim çok afedersiniz.

içinizde gazete okuyan varsa (cumhuriyet - 27.06) günümüzdeki penguenlerin atalarının aslında sıcak sevdiği düşünülüyor. dev bir penguen fosili bulunmuş bi yerde , adını çıkaramayacağım şimdi. gülünç bir haber. insanlar yedikleri boka böyle saçma salak bahaneler arıyor. (bok = küresel ısınma) "penguenler zor durumda , buzullar eriyor falan.. ama sanmayın ki bu zor durumun nedeni buzulların erimesi.. aslında penguenler sıcak sever. buzullar onları rahatsız ediyor".. insanın hadi siktir git ya diyesi gelmiyor değil. (bunu Oracle bey duysa aynı tepkiyi verir kesinliklen.)

Barajlarda pek su kalmamış. zaten normal mevsim şartlarında barajlardaki suyun %20-25'i buharlaşıyor. e ekstra bir yaz yaşadığımız için bu oran %50 yi geçecekmiş yaz boyunca. istanbul için tabi bu. ankara'da barajlardaki suyun 3/2 si "atta"ya gitmiş. bu yaz pek bir susuz , pek bir huzursuz geçecekmiş. hayırlısı olsun diyeceğim ama bunun ne gibi bi hayrı olur bilemiyorum.

İnsanlar çok komikler bir de. şikayet falan sıcaktan. sanki ömrü hayatı boyunca bu dünyayı kurtarmak için harala gürele modunda çalışmışlar gibi. dikkat ediyorum hala hunharca klima kullanıyorlar, delicesine araba kullanıyorlar. Gönüllü uyum diye birşey var ya hani bu çevre planlama dalgasında. (işe yürüyerek git , olmadı bisikletle misal.) bi allahın kulu bunu yapabilecek fedakarlığa sahip değil. bu sebepten de siz çevreye karşı duyarlı okur! eyyy yüce okur! sıcaktan şikayet eden bi adam gördüğünüzde ağzına ağzına vurun.. serinletin.

Penguen okuyun ayrıca. bu haftaki sayısını almayı ihmal etmeyin. 3üncü sayfasında memo'nun çizmiş bulunduğu küresel ısınma - kyoto içerikli minik karikatürü 1001 defa okuyun. neyin ne olduğunu daha iyi anlayacaksınız.

teşekkürlerimi sunmadan önce hepinizin gıdısından öpmek istiyorum ama leş gibi terlisinizdir.. ığh midem kalktı. neyse kendinize iyi bakıyosunuz , öpüyosunuz. fak yu.

22 Haziran 2007 Cuma

3





















Nasıl ki Nietzche düşüncelerini çağdaşlarının anlamasını beklemedi ve gelecekteki insanların onu çok iyi anlayacaklarını söylediyse Tool da bunu müzik adına yapmaya çalışıyor.Başarıyor da üstelik.Düşünsel bir yolculuk ile 3. gözlerimizi açmaya zorlayalım biraz..bakalım neler anlatılmış.arkanıza yaslanın,bütün seslerden kurtulun ve sadece okuyun.Anladığınız kadarsınız unutmayın!

Think for yourself

question authority

Throughout human history, as our species has faced the frightening, terrorizing fact that we do not know who we are, or where we are going in this ocean of chaos, it has been the authorities, the political, the religious, the educational authorities who attempted to comfort us by giving us order, rules, regulations, informing, forming in our minds their view of reality. to think for yourself you must question authority learn how to put yourself in a state of vulnerable,open-mindedness; chaotic, confused, vulnerability to inform yourself.

Think for yourself.
question authority.

16 Haziran 2007 Cumartesi

İmdat cekici acaip cekici birisi.

köreldim.. sanırım biraz kendimi sivriltmem lazım.sivrildiğim zaman bir yerlere batmamam lazım.Batma arzusunu gözardı edip çok yüzeyde kalmamam lazım.yüzeyselliğe takılıp derinleri gözardı etmemem lazım.derinlerde kalıp boğulmamam lazım.Boğulmaktan korkup denizlere açılmamazlık etmemem lazım.Çok fazla denizde yüzüp karalarımı,vadilerimi,dağlarımı,hayalet insanlarımı küstürmemem lazım.Küskünlüğe aldanıp nefret etmekten utanmamam lazım.Nefret edip öldürmemem lazım.Öldürmeyip çok yaşatmamam lazım.Çok yaşatı barışı es geçmemem lazım.Barışa aldanıpp çok körelmemem lazım.. acil çıkış kapısı..lüzumsuz kullananların alnından öpülecektir.hadi kır durma..uygun zemin bulursan atla.dipte seni bekleyen bir trambolin var nasıl olsa.

11 Haziran 2007 Pazartesi

soru işareti sıkıntısı.



bu sıkıntının bir amacı olmalı.. böyle demiştin hatırladın mı ? bir değeri olmalı.. ne düşünüyordun o sıralar bilmiyorum ama boş olduğu muhakkak. çünkü sen hep bunu yaptın. sürekli birşeylerin olmasını bekledin , bilmediğin birşeylerin.. hala bekliyosun belki. hiçbirşeye yaramayacağını sana anlatmaya çalışmadım hiç , niyetim de yok zaten. kendi kendine farketmeni bekliyorum ve bu yüzden kendimden nefret ediyorum. çünkü sana benziyorum , seni andırıyor her hareketim. iğreniyorum kendimden..


bu saatte nerden geldi bu siktiğimin ağrısı diyorsun durup durup.. üşenmeden kalkıp dolapta ilaçlar arıyorsun. bulsanda içmeyeceksin ama arıyorsun.. sırf uğraştım , denedim diyebilmek için. kahvenin bittiği gelmiyor bile aklına , sürekli dolapta koca bir kavanoz kahve var diye düşünüp bunun rahatlığıyla yaşıyorsun. yok ama.. artık kahve içmediğin için farkında olamıyorsun. ve bununla yüzyüze geldiğinde yeniden kahve içmeye başlıyorsun.. yeniden kahve , sigara.. adam olmayacağını biliyorsun ama.. bir boka yaramayacağını bildiğin kadar biliyorsun.


yatağının üzerinde duran kitaba kaç gün önce başladın , bilmiyorsun. kitabın ne ile ilgili olduğunun bile farkında değilsindir hatta eminim. kitaba baktıkça odanı temizlemen gerektiğin geliyor aklına. odanın içinde pis bir koku farkediyorsun , daha sonra bu kokunun senden geldiğini anlıyorsun. kokuyorsun diye mi bilmiyorum , arkadaşlarından kaçıyorsun. hiçbiriyle konuşmuyorsun. seninle vakit geçirmek isteyen insanların arkasından küfür ediyorsun , hepsinin arkasından konuşacak tonlarca şeyin var.


sana sormak istediğim çok şey var ama eminim sadece göz boyayacaksın verdiğin cevaplarla.. ve eminim benim de arkamdan konuşacaksın.. her gün yaptığın gibi. her geçen gün biraz daha kapatacaksın kendini bu odaya , bilgisayara , kahveye , sigaraya.. arkadaşlarını umursamayacaksın ve bazı zamanlar seninle ilgilenmiyorlar diye üzülüp ağlayacaksın belki.. kim bilir. yapmadığın şey değil..


sana söylüyorum , duyuyor musun ? KALK! KALK ve TRAŞ OL!.. eskiden her pazar akşamı duş alırdın hatırladın mı ? erken yatardın , muhtemelen en geç 9 da.. şimdi uyumuyorsun , yemiyorsun.. senden nefret ediyorum ve tabi kendimden de.. beni ne hale soktuğunun farkında mısın ? bu durumumun sebebi sensin.. çünkü sen böylesin.. senin yüzünden artık uyumuyorum , pazar akşamları duş almıyorum , yemiyorum , sadece kahve içiyorum. herşeyi kendi kendime yapıyorum.


sence hakediyor muyum ben bütün bunları ?


sana söylüyorum.. kalk.. kalk ve traş ol , sıcak bir banyo yap.. dışarı çık.. yatağının üzerinde duran kitabı bitir , yenisine başla.. ben , sıkıldım!

8 Haziran 2007 Cuma

Hazi

''Yağmurlar yağdı serin haziran akşamları'' dizesine boka atar dururdum.. 2 gün aralıksız yağdı sokakta sırılsıklam oldum feleğim şaştım.utandım dediğimden önce sözlerimden sonra kendimden.. merak edilecek bişi yok bir baktım bütün utancımı yağmur alıp götürmüş.Buralardaki son zamanlarımda telve'den duyduğum anlamlı bişeyi anımsadım;

''felek sana hayat diye ekşi bi limon uzattıysa sen üstüne tequila ve tuz iste!''

Aske

02.59

son blog'un üzerinden pek uzun zaman geçmedi aslında ama yazasım var :)

pinoktapenguen ile son blog'un üzerine epey konuştuktan sonra iyi bir arkadaşta hangi özellikleri aradığımı tam manası ile öğrenmiş bulunuyorum. dost demiyorum zira ülkemin sınırları içerisinde dost'luk durumu pek farklı olaylara çekiliyor.

bu arada yan taraflarda bir yerlerde bu pinoktapenguen kişisinin blog'u bulunmakta girip okuyun , parlak bir zihin.

02.30 da yediğim börek içinde bulunduğum dakika itibarı ile mideme oturdu. iğrendiğim bir durum bu , sıkıntı veriyor , terliyorum , panik oluyorum.. ama yapacak bişey yok , bunları o böreği yemeden önce de biliyordum ben. ne değişti ? anakonda edasıyla çiğnemeden yuttum sıçtığımın böreğini. (güzeldi ama ya).

bazı zamanlar , herhangi bi filmi izleyip beğendikten sonra "keşke onlar gibi yaşasam" diye düşünüyorum ben. niye böyle olduğunu gerçekten bilmiyorum zaten anlık birşey ama yine de kafa kurcalayıcı bir durum. bir de bu durumlar iki türlü yorumlanıyor ya ; özentilik ve örnek alma.. bundan kaynaklanıyor sanırım kafa kurcalayıcı olması. çok sinsi hissediyorum bu zamanlarda kendimi , bir de bu var. konuştuğum insanlara aksini söylüyorum ve gecenin geç saatlerinde onlardan uzaktayken bu tip bişey düşünüyorum kısa bir an bile olsa. sonra madem sinsiyim neden seri katil olmayayım diyorum..

imkan olsa , gerekli şartlar sağlansa benden çok iyi bir seri katil olur diye düşünüyorum. olsaydım.. muhtemelen bana benzeyen herkesi vururdum. ya kıskançlıktır bu ya da TEK OLMAK sevdası bilemem , o an ki ruh halim neye sebep olur. TEK olmak istesem ama daha kısa bir yolu var şu an keşvettim. seri katilliğe ilk adımımı kendimi vurarak atardım. ve son adımım olurdu. ve yakın çevremdeki insanların minik tarihine bu şekilde geçerdim. gözüm yükseklerde değil sonuçta :)

ama var böyle insanlar. yüksek hedefler.. çapsız konuşmalar. "daha fazlasını iste" şeklinde bir sloganı vardı bi reklamın (pepsi olabilir mi !?). bundan kaynaklanıyor diye düşünüyorum. ve televizyonuna en bağlı milletlerden biri olduğumuz içinde emin oluyorum bazı bazı. minik çocuklar hatta reklam seyretmeye bayılırlar (misal kuzenim) e o taze beyine sen işlersen daha fazlasını iste mottasını , ileride bu çocuk Al Pacino filmi izleyip Scarface olmaya kalkmaz mı ??

son olarak bi arkadaşımdan alıntı yapmak istiyorum

"seninle konuşurken 3 tane kadın çizdim , ikisi çok güzel oldu. ama biri sıska.. sıska pislik!"

Aske

1 2 3... ANLA!

İnsanoğlu'nun türlü gariplikleriyle karşılaştım şimdiye kadar ve bu sebepten çoğundan nefret ediyorum.. Ama önemli bir durum var!!! bu gün karşılaştım ve hala anlam veremiyorum.. msn hususunda daha önce birkaç yerde fikir beyan etmiştim , yine bununla alakalı bir durum..

(W)... boynu bükük laleler.. her yerdeler.. zorlandım açıkcası anlayabilmek için. hangi sebepten ötürü tepkili olduklarını bilmediklerini düşündüm , ama biliyorlar "şehitler ölmez vatan bölünmez".. tamam çok güzel.. "türkiye türklerndir".. "şehitlerimiz öldüğü için nickinin başına lale koy.." emredersin paşam.. da.. niye nickimin başına , niye boynu bükük , niye saçmalıyosun!?!?!? tarzı sorular dolanıyor zihnimde..

Niye?

Çünkü öyle bir insanım ki ben , biri götümü parmaklamadan tepki veremiyorum , ihtimaller ile ilgilenmiyorum..

Çünkü öyle bir insanım ki ben , biri gelip elimdekini almadan ağlayamam.

Çünkü öyle bir insanım ki ben , ... (ne desem ki şimdi ben!?)

Saçmalığı bundan.. evet askerler öldü.. mekanları cennet olsun.. ama kimsenin aklına onlar ölmeden önce yapanları lanetlemek gelmedi. ipimle kuşağım , sikimle taşağım rahatlığı gerçekten zarar veriyor bünyeye.. sigara gibi.. bir kere alıştın mı , sıçtın!

Neden boynu bükük hem? niye başımız dik değil? niye bu insanlar Atatürk'ün ölümüne sadece 10 kasımlarda üzülüyor?.. niye bu insanlar depremde ölenleri sadece 17 ağustoslarda anıyor?.. Her gün tonlarca saçma sapan şey için kutlama yaparken , niye bunlar akıllarına gelmiyor..

Sorulacak tonlarca şey var şüphesiz..

Ve cevaplanamayacaklar.. ne yazık..

Aske

3 Haziran 2007 Pazar

sağ duyu

- abi ölüyorum..
- siktir lan sana bişey olmaz.
- nası yani ?
- nası yanisi mi var amına koyim sana bişey olmaz işte
- niye ki?
- niye ki nedir lan.. sana bişey olmaz işte..
- neden ?
- nedeni mi var amına koyim sana bişey olmaz işte
- mesela at ısırsa , katır tepse?
- ne atı ne katırı oğlum , sana bişey olmaz.
- bence olur abi..
- sencesi mi var amına koyim sana bişey olmaz işte.
- tamam.
- tamam.