30 Nisan 2007 Pazartesi

David Lynchle beyin firtinasi


Kendisi ile ilgi söylenecek bir çok şey olsa da bulmuş olduğum bi takım bilgileri burada paylaşmam gerektiği kanatindeyim.

Gerçek Adı: David Keith Lynch
Doğum Yeri: Missoula, Montana, ABD
Doğum Tarihi: 20.01.1946
Boy : 1.80 m
Onu Ünlü Yapan Ne? Siyah-beyaz "Eraserhead" filmiyle tanındı. (1977)
Birliktelikleri:
Eşi: Peggy Reavey, artist, 1967'de evlendiler, 1974'de boşandılar
Eşi: Mary Lynch , 1977'de evlendiler, 1987'de boşandılar
Sevgilisi: Isabella Rossellini, aktris, model
Sevgilisi: Mary Sweeney, yazar, yapımcı
Ailesi:
Babası: Donald Lynch, araştırmacı
Annesi: Sunny Lynch, dil öğretmeni
Kardeşi: Margaret Lynch
Kızı: Jennifer Chambers Lynch, yönetmen, roman yazarı, annesi, Peggy Reavey
Oğlu: Austin Lynch, annesi, Mary Fisk

Oğlu: Riley Lynch; annesi, Mary Sweeney


EĞİTİM HAYATI


- Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi, Philadelphia, Pennsylvania
- American Film Institute, Los Angeles, California


Büyük Çıkışı: Eraserhead.

Bunları biliyor musunuz?


Lynch, Los Angeles'da bir lokantada 8 yıl boyunca neredeyse hergün aynı öğle yemeğini yedi.
Aynı zamanda tanınmış bir ressam. Ayrıca kendisi pek fazla kullanmasa da mobilya tasarımı yapıyor.


Hatırlanacak Sözleri


"Zihniniz birçok harika ve güzel şeyi dizginleyebilir. Mantık ve sebep aramaksızın her zaman başka birşey, görünmeyen birşey mevcuttur. Dünya sonlu olmaktan çok, sonsuz bir yerdir. "
"Anlamlar ve olaylar hakkında konuşmak hoşuma gitmiyor. Bazı şeylerin ne anlama geldiğini pek bilmemek daha iyidir. Çünkü anlam çok öznel bir şeydir ve benim için taşıdığı anlam sizin için taşıdığı anlamdan farklıdır."


"Herşeyin ne anlama geldiğini ya da nasıl yorumlanacağını bilmemek daha iyidir, çünkü aksi takdirde olayları kendi akışına bırakmaya korkarsınız. Psikoloji, gizemi ve büyü niteliğini yok eder. Anlamlardan konuşmak beni çok rahatsız ediyor. Çünkü anlam çok kişisel birşeydir ve herkese göre değişir..."

"Gizemi ve bilinmeyeni severim; neler olup bittiğini bilemediğim için karanlık ortamları da… Dış görünüşün altında bir şeyler saklı olduğu fikrinden hoşlanıyorum ve sanırım insanlar bilmedikleri bir şeyi veya daha önce hiç bulunmadıkları bir yeri seyretmeyi seviyorlar." -


David Lynch



YÖNETMEN


Rabbits (2002)
Darkend Room (2002)
Mulholland Dr. (2001)
Straight Story, The (1999)
Lost Highway (1997)
Lumière et compagnie (1995)
Twin Peaks: Fire Walk with Me (1992)
Wild at Heart (1990)
Blue Velvet (1986)
Dune (1984)
Elephant Man, The (1980)
Eraserhead (1977)
Amputee, The (1974)
Grandmother, The (1970)
Alphabet, The (1968)
Six Figures Getting Sick (1966)

SENARİST

2001: Mulholland Drive
1997: Lost Highway / Kayıp Otoban
1992: On the Air - TV Dizisi
1992: Twin Peaks: Fire Walk with Me - TV Dizisi
1990: Wild at Heart
1990: Twin Peaks / İkiz Tepeler - TV Dizisi
1986: Blue Velvet / Mavi Kedife
1984: Dune
1980: The Elephant Man
1977: Eraserhead
1970: The Grandmother
1968: The Alphabet

YAPIMCI

2001: Mulholland Drive
1994: Nadja
1994: Crumb
1993: Hotel Room - TV Dizisi
1992: On the Air - TV Dizisi
1992: Twin Peaks: Fire Walk with Me
1992: Hugh Hefner: Once Upon a Time
1991: The Cabinet of Dr. Ramirez
1990: Industrial Symphony No. 1: The Dream of the Broken Hearted (TV)
1990: American Chronicles - TV Dizisi
1990: Twin Peaks / İkiz Tepeler - TV Dizisi
1977: Eraserhead
1974: The Amputee
1970: The Grandmother
1966: Six Figures Getting Sick

ÖDÜLLER


2001: Cannes Film Festival - Best Director - Mulholland Drive
2000: Robert Festival - Robert - Best American Film (Bedste amerikanske film) - The Straight Story
2000: Bodil Best American Film (Bedste amerikanske film) - The Straight Story
1999: European Film Awards - Five Continents Award - The Straight Story
1999: San Diego Film Critics Society Awards - SDFCS Award Best Director - The Straight Story
1991: American Film Institute, USA - Franklin J. Schaffner Award
1990: Cannes Film Festival - Golden Palm - Wild at Heart
1987: National Society of Film Critics Awards - NSFC Award Best Director - Blue Velvet
1987: Boston Society of Film Critics Awards - BSFC Award Best Director - Blue Velvet
1987: Avoriaz Fantastic Film Festival - Grand Prize - Blue Velvet
1986: Catalonian International Film Festival, Sitges, Spain - Caixa de Catalunya Best Film - Blue Velvet
1986: Los Angeles Film Critics Association Awards - LAFCA Award Best Director - Blue Velvet
1982: French Syndicate of Cinema Critics - Critics Award Best Foreign Film - The Elephant Man
1982: César Awards, France - César Best Foreign Film (Meilleur film étranger)- The Elephant Man
1981: Avoriaz Fantastic Film Festival - Grand Prize - The Elephant Man

Penguenizm!


Zavallıcıklar bizim yüzümüzden eriyip göt kadar kalan buzulların üstünde yaşam mücadelesi veriyorlar!gün geçtikçe nesilleri de tükeniyor..seviyorum penguenleri napıyım..bu penguen'in size bir mesajı olucak hatta alın bakın..

Yapimda ve yayinda emegi gecen herkesin allah belasini versin

Gece gece yediğim lavaş ekmeeeearası semizotlu yoğurt fena dokundu,dokundurttu bana!mide ağrısından evin içinde tekeri bozuk hamster gibi dönüyorum,fırıldanıyorum,takla,amuda kalkma gibi akrobatik hareketlerle acımı dindirmeye çalışıyorum.''İrsaliyeli fatura kes'' lafı aklıma geldikçe mide ağrım daha da artıyor.Hamster demişken amına kodumun tırıvırıları fareyi çakma hamster yapıp el altından piyasaya sürüyorlarmış.yarın bi gün ananınız da sahtesini yaparsınız siz fahişe sıçmıkları sizi.Seviyemi -5545445lere düşürdüğüm için ufak çaplı özür dilicem sanırım..yoo neden diliyim noluyor lan ne a.k?ne?ne var!evet ne var? vega güzel grup.şişko sevgilim olsun isterdim.

29 Nisan 2007 Pazar

Patinaj'a badanaj demeyi seviyorum mk

Bu kadar erken kalktığıma bende inanamıyorum.Malum bugün kekocan arkadaşım salih'in grubu drama'nın stüdyo fotoğraflarını çekicem.Belki bundan dolayıdır yine de şaşırıyorum işte..Badanaj meselesine gelince (gelmek istemiyorum aslında) tıfıllıktan beri badanaj kelimesi bana accaayip şirin,şekerli,reçelli,kompela sempatikliği veriyor!Mahallede falan arabası olan büyük abilerimize ''abi be bi pati koysana'',''aga badanaj çektirsene'' derdik.Abilerimizin işleri vardı meşgullerdi..hazırlık yapıyorlardı..sürekli düşünüyorlardı bir takım matematiksel hesaplar yapıp aralarında tartışıyorlardı.(sonradan öğrendik meğerse şahine maksimum kaç kız sığarmış onun hesabını yapıp dururmuş körolmayasıcalar)olanlara rağmen badanajdan soğumadım.sıkı sıkı bağlandım badanaj kelimesine! Şöyle ki bir dönem yaşadığım hayatı badanaj'a benzetiyorum gaza basıyordum fakat tekerlek olduğu yerde dönüyordu!gitmiyordu..üstelik gitmeye çalıştığı yeri de aşındırıyordu!(antiseptik sarkastik metaforik ironi) gerçekti bu badanajı sevmeme sebep yoktu ona olan aşkım sebepsiz başladı sonra hayatımın bir döneminin ona benzediğini görünce ''vay mk'' dedim daha da sevdim sevin sevdirin lan!eğer olduğunuz yerde durup yerinizde sekmek istemiyorsanız en azından bugün cumhuriyet mitingine katılıp sesinizi yükseltebilirsiniz çağlayan meydanı saat:13.00 sularında (sular)

Oracle

28 Nisan 2007 Cumartesi

Kisisel iletiye kafam girsin (nokta)

Yazı yazmak aslında cesaret isteyen birşeydir. muhattabının kim olduğunu bilmeden yazıyosun falan ya , öyle bişey. riskli. okuyan bünyeden "hadi lan düdük" tarzı tepkiler akabilir mesela. insanları çok umursuyosan yazı yazmayacaksın arkadaş. 2+2=4 (yaklaşık).

Hayat "Go" imiş bunu anlıyorum bu aralar. Go gibi. hayat "sonsuz". (bkz: Ko) sürekli aynı bokları yiyip durduğumuzu görmüyor muyuz?.. aksine dibine kadar farkındayım ben. ama güzel süslüyoruz bu hep aynı olan şeyleri. bugün , dün yapılan şeyi yaparken mesela.. tek farkı bugün biraz geç uyanıyoruz , bir ya da birkaç insan daha ekliyoruz. (ko olayını anlattım bilen bilir). hayat 19x19 bi go tahtası ve ko denen aşırı hamleyi yapmadan tahta üzerinde birşeyler değiştirmek zorundasın.yaptığımız tam olarak bu.

Merdivenler var mesela.. hızla çıkıp , hızla göt olduğumuz (olduğunuz , oldukları) merdivenler.. bazen çok fazla şey kazanabiliyorsun.. bazen çok şey kaybediyorsun.. artislik yapıp ikişer ikişer atlayınca oluyo genelde bu ikincisi. ama oluyo.

Go oynayın. kendi kendinize oynayın. içinize kapanın. kendinizi tanıyın... yoksa ben de biliyorum nefes almayı..

Aske

heh..

Ölmek için mi geldim tanrım?
sen ağlıyor musun ben ağlayınca?
mutlusundur umarım..
evlatların uçurum kıyısında..

27 Nisan 2007 Cuma

Ten thousand strong will seize the day..



Vedat Çilipepırs und inleyen nameler.

Selamlar canlarım. selamlar güzellerim. yıllık tatilimin tam olarak 4üncü gününde sizlerle birşeyler paylaşmak için kıçımı yırttım desem yeridir. Malum tatil yeri , internet falan uzak şeyler.
Kullanmıyor kimse şaşıyorum. Hem de böyle bir devirde. Biliyorsunuz aşklar bile klavye olmadan olmuyor artık. tadı kalmadı diğerinin. sarılıp uyumak , sinemaya gitmek falan filan..

Geçen arkadaşlarla oturuyoruz.. rakı - balık vs. manzara var bi de tabi mis. "ulan" dedim "şu interaktif çağ içinde hala bardakla rakı içiyoruz". önce "hö" dediler sonra "haa".. "haa tabi" dedim.. "yarraaaam.. ne sandın". naapmak lazım peki ? şöyle; yazıcan en alasından bi program. senin yerine rakı içicek , muabbet edicek , sarhoş olacak , kusacak... mis. Sende boş kalan bu vakit içersinde kendini ilime ve bilime adayacan.. düşünün güzellerim ne hoş olur.

Bu rakı kafa mı açıyor yoksa bana mı öyle geliyor bilmiyorum. Çok şey var aklımda ama işte hepsini bi anda yazarsam canınız yanar diye korkuyorum. en iyisi yavaş yavaş itelemek galiba. size kıyamam güzellerim. canınız yansın istemem. ne kadar iyi niyetli olduğumu anladığınızı düşünüyor , bu haftaki gönderime burada son verirken hepinizin klavye tutan parmaklarından öpüyor , vayrlessiz ortam ortam değildir diyorum. çişinizi ve hapşırığınızı tutmayın güzellerim.

Aske

Demon of the Fall

yazamıyorum...
yazamıyorum1.
yazamıyorum2..

Oracle.. dostum?
ağzım kurudu.
sigara.
iyi geceler.

Aske

Cennet

Bu aşk denilen şey insanın bilmediği bir yerde olması gibi. Filmlerde falan insanlar çok güzel birini gördüğünde ya da ne bileyim kendini harika bir mekânda bulduğunda “tanrım cennette miyim?” gibi sorular sorarlar. Tabii daha önce kimse cennete gidip gelmediğine göre gayet saçma bir soru bu. Sadece güzel bir yer olduğu inancı vardır ve efsaneyi gerçekleştirme çabasıdır bu. Sakin olun yazıya başlıyorum…

Anlatmak istediğim bu aşk denilen naneyi kimsenin bilmediği. Kimler yaşamış, kimler anlatmış, nasıl bugünlere harika bir şeymiş gibi gelmiş bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki bu duygunun insanlar tarafından yaşanmak istendiği; bir efsaneyi gerçekleştirme çabası.

Her seferinde “evet işte bu sefer oldu. Gerçek aşk lan bu” diyen insanlar var -ben de söyleyebilirim bunu- Belki de herkes böyle düşünüyor bunu bilemem. Bana kalırsa insanların birbirine alışma sürecinde yaşanılan bir duygu bu. Tanışma süreci de denilebilir. Bu süreçte kimsenin gözü kötü bir şey göremez. Sevgi yumağı, aşk pıtırcığı olur her birey. Bu tanışma süreci -ya da alışma. Bana göre alışma olduğu kesin- kişiye göre farklı uzunluklar gösteren bir zaman. Bunun bittiğini şu şekilde anlarız; artık bokluklar görülür hale gelir. O sırma saçlar kepek yapar, o buğulu seste çatlaklar ortaya çıkar, güzelim gözler çapak falan yapmaya başlar. Hâsılı alışılır karşı cinse. Önemli nokta buradan sonra ortaya çıkar. Bunlar size batıyor mu yoksa “aşkım gözünde çapak kalmış du alayım onu” denilebiliyor mu? Denilebilirse ne ala. Çünkü bu büyük duygu yoğunlukları ardından dönüşüme uğrayan duygu sevgidir. Yani seviyorsundur işte.

Sevgi ise alışkanlıktır. Aslında daha çok kabullenmektir. Kötü huyları artık görürsün, eskisi gibi değildir. Gözünde bir perde olmaz. Her şey gözle görülür biçimde sinirlenmeye açıktır. Hatalar, sevilmeyen davranışlar bir bir ortaya çıkar. Bir bakarsın ki dünyanın en bencil insanıyla birliktesindir. Ya da sen ne kadar dengesizsindir de bu yeni yeni ortaya çıkıyordur karşındaki için. Bu noktadan sonra devam eden bir ilişkide karşılıklı kabullenme, yani sevgi olduğu aşikardır.


eser sahibi: sikko (o kendini biliyor m.k)


26 Nisan 2007 Perşembe

Arda? (arada)

Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..Arda nerdesin? penguenler bu işe çok kızıyor..

25 Nisan 2007 Çarşamba

İndir o eli!

Boynumun ağrısından ölmek üzereyim ne hikmetse geçen hafta oynadığım basketbol olayından sonra bir türlü iyileşemedi..sorun değil geçer gider.Asıl mesele penguenler!evet sayın seyirciler asıl bahsetmek istediğim penguenler.Penguenler sanırım benim yeryüzünde (sanki uzayda birini seviyorum)en sevdiğim hayvan-ı mahlukattır.Nedense onların kanatlı olup uçamamaları asabı bozuyor,kaşındırıyor,dağa taşa çemkirtiyor beni!aynı zamanda inanılmaz şirin ve tatlılar(insana söylemedim ben bu lafları be)boynumdaki ağrıya bile iyi geliyor bu penguenler allahım feci seviyorum..Duyarsız piçlikler yapıp dünyanın amına koyup,küresel ısınma sonucu buzulların erimesini sağlıyoruz!ne mi oluyor erirse?nolucak ulan penguenler yersiz yurtsuz kalıcaklar!Hayatları tehlikeye giricek topu topu kaç penguen kaldı ki?Sizin evinizin yok etmek için bişiler olsa nasılda aslan kesilirdiniz di mi? aslan olurdunuz? olsa ki bunlar penguen lan olsa olsa penguen kesilirler!Demek istediğim şu ki; şükretmiyoruz..sadece tüketip yok ediyoruz.sonra tekrar tüketiyoruz..tüketiyoruz ta ki bir daha tüketemeyinceye kadar?maddelerin özünü bozduk şimdi sıra duygulara geldi!Bir kez olsun başımızı çevirip ''banane'' demeden duyarlı olalım..greenpeace çağrısı değil götümüze giren şemsiyelerin açılmadan çıkarılması için bir çağrı sadece bütün bu yazdıklarım..sanayi fabrikası sahibi olup zehirli atıklarla doğayı sikertmeniz gerekmiyor duyarlı olmak için sözüm kendime,sana,onlara kısacası herkese..penguenler işin ufak kısmı tabi..akıllı olun akıllı!

Oracle

24 Nisan 2007 Salı

Derman?

''her aynaya baktığında
karşındaki sen değil bir başkasıysa
ağlamak, aldanmak kadar kolay
kendine bile bakacak yüzün kalmadıysa

görmüyor musun
kabuk bağlamıyor kanattığın hiç bir yaran
hiç bir zaman geri dönmüyor
kaybettiğin onca insan
saat dört olmuş arıyorsun çaresini hüznün kederin
acıdan başka dermanı yok ki boşvermiş bünyenin''

gripin çok güzel söylemiş bunları.. ben neden yazdım bilmiyorum..

Enes dostum babaannen çok daha iyi olucak.Bana inan umudunu yitirme..''bunu söyleyen senin gibi umut düşmanı bir adam mı?'' deme bana sakın..yanındayım sadece dayan..

Gerdir


Bugünün anlam ve önemine dair (siz bilmezsiniz bugünü hiç hemde hiçç) söylenecek çok şey var ama içimde kalsın yine (yer kalmadı gerçi) hadi benim için çok büyük sizin için önemsiz bu detayı es geçelim,ıskalayalım,görmemezlikten gelelim hatta siktir edelim (kızmam valla edelim) ha bugünün diğer önemi de Başbakan'ın cumhurbaşkanı adayını artık açıklaması oldu(demiştim size bişi seçiyordu bunlar ama aklıma gelmemişti) Aylardır yılan hikayesine dönmüştü durum zaten.Aslında Başbakan nazlanıyordu belki yorum yapmakta.''zamanı gelince'' diyordu.Vatana millete hayırlı olsun( pek sanmıyorum ama) bir adayımız da Abdullah Gül artık(George Clooney'e benzeyen) neler olucak görücez.

İstanbul sınırları içerisinde herhangi bir yerde olmak mükemmel birşey söylemiş miydim?şimdi ''ulan iğrenç bir yer burası ya'' dediğinizi duyar gibi oluyorum hatta güzel abla ve abilerin ''hava kirliliği,kalabalık,çarpık kentleşme'' dediklerini duyar gibi de oluyorum.size ne lan?! ben seviyorum var mı mk?yaşadığım diğer yer cehennemden beter olunca bu kadarı batmıyor bana.(artisim evet)İnsan gerçekten burada yaşadığını hissediyor.. onca anı,yitirilenler,eksilenler,artanlar,aile ve dostluk bağları herşeye rağmen yine de istanbulda nefes almak çok güzel.Güzel diye geçinen onca kirli duygudan,üstü kapalı yaşamlardan,sahtekar kuklalardan çok çok daha güzel hemde.Ben istanbulu çamuru ile seviyorum!Uzun zamandır Artwork ve Foto mevzu ile ilgilenmem sonucu şunu da açtım bi ara;

http://greatdilemma.deviantart.com/

takılın ya da takılmayın.. seçim sizin..bugün büyük bir gün..bir ömrün yok olup yeniden doğduğu büyük gün.. 24042004/24042007-1 nasılda dokunmuyormuş gibi yapıyor değil mi?dünyaya kapanıp ağlamayı,sızlanmayı kederle bir gün geçirmeyi hak ediyor bugün ama yapmayacağım.sadece yapmak istemediğim için.doğru ya da yanlış olduğu için değil.sadece istemiyorum,istetmiyor onca şey!

Oracle

Penguenler

''van tu tiri foro mını haaa'' dedikten sonra yapabileceklerimizden söz edelim biraz.küresel ısınma aldı başını gitti,penguenler desen yüz vermiyorlar (çok severim onları) garip ruh halli ikizler geziniyor ortalıkta,birileri bişi seçicekmiş öyle diyorlar bu sıra (pazardan elma,armut olsa gerek ama sanırım politik birşeydi)haklı ve haksız çatışmaya her zaman ki gibi devam ediyor (yaradılış)yorgunlar,ahlaksızlar,ahlaklılar,karmakarışık duygu salataları,kirlilik,beyazlar,siyahlar,biribirine karışan alıklar,balıklar,salaklar,akıllılar,akıllı salaklar.Binlerce belki de milyonlarca kavram var değil mi?Neler yapabiliriz bunlara karşı? elbette bi bok yapamayız.yapmak zorunda da değiliz ki zaten.Bırakalım da olacaklar olsun.Madem bişi yapmayacaksın neden yazıyorsun dediğini duyuyor gibi oluyorum..sen ne kadar akıllı birşeysin öyle..her davranış modelinin geçerliliği varsa (ki bunu siz savundunuz) bunun da bir geçerliliği olmalı.Yok ediyoruz acımadan,düşünmeden tüketiyoruz.Sevgiyi,aşkı,kederi,mutluluğu,bilgiyi herşeyi birbirine karıştırıp özünü bozuyoruz.Durmalı mıyız?Bunlardan bahsetmek düzeltmeye yeter mi?Elbette yetmez çünkü düzeltmek zorunda değiliz!En öndeyiz koltuklarımızda yok oluşu seyrediyoruz.Sonsuza dek seyredeceğiz.Ne kadar da umutsuz bir durum di mi?Evet öyle!Umut etmekten vazgeçmiş biri olarak bana dokundu diyemem.Ama sana dokundu sanırım..öyle bir dokundu ki sesin kulağıma kadar geldi..yoksa kedi miydi?kedidir kedi..düşün..sadece 1 dk gözlerini kapat ve düşün.ya da düşünme..kanıksa!yoluna devam et!gözlerini aç..iyiliğin için gerçeğe uyan..

Oracle

Intro..


Murat Bey'in "Neden?" başlıklı yazısında da belirtiği gibi canımız istedi yaptık. bununla birlikte yandaki resme bakacak olursanız buraya yazacağımız hiçbirşeyde belirli bir kısıtlama olmayacaktır. bundan mütevellit bunu okuyacak insanların "kendi isteğimle girdim , kendi isteğimle okudum ve kendi isteğimle böyleyim" yazılı herhangi bir kağıda imza atıp bize ulaştırmaları işimize gelir. (bak dostum bela istemiyoruz okkey?)
Neler Yazacağız?
Yazdıkça görürsünüz. (yazar burada "sabır en büyük erdemdir"e bkz. vermiş)
Neden Yazacağız?
Sırf siz okuyun diye değil ondan eminim. bununla birlikte belki okuyan anlar gibi bi amaç güdüyo olabiliriz. zamanla ortaya çıkar. bunun için telaş yapmıyoruz.
Nasıl Okuyacaksınız?
Soldan sağa yahut çapraz olarak okumanız tavsiyemizdir. ( -_- )
Sizleri seviyoruz dersek bize inanır mısınız?
Aske

Neden?

neden yazıyoruz? bunu bir sebebe dayandırmak sanırım bu aşamada kendimize karşı büyük bir ihanet olucak.Başımıza gelen onca şeyin,hayatta yaşadıklarımızın bir kutsal bir nedeninin olmadığı gibi yazmamızın da bir amacı yokCanımız istedi yaptık.Evet canımız.Bizim canımız istedi hepsi bu.Duvarlara da yazıyoruz arada ama en çok aklımızın kenarına yazıyoruz.Bizi yazıyoruz..Korkmaya gerek yok kimse yerinden olmayacak.Dahi anlamındaki ''de'' ler ayrı yazılıcak,ışıklar açık kalmayacak,tüpe de dikkat edicez.İyi eğlenceler.di mi? di..