22 Aralık 2007 Cumartesi

hırsız

geçmiş ile uzlaşamamak ve geleceğe dair kaygılar duymak.

''şu an''dan sürekli çalan iki hırsız.

bitmesini istesek de bitmeyecek. çılgınca bir güç arayışı içindeyiz. eski yeniyi düşündürüyor, yeni eskiyi hatırlatıyor. kısır bir döngü. bir yerden zinciri koparıp o zincirle kendi hayatlarımızı kırbaçlamamız lazım.

çok yakında başaracağız, bundan şüphem yok. biraz daha sabır. gözleri açma, kapama, kısma yetisi. biraz daha.

20 Aralık 2007 Perşembe

Höyt!

Hah! İşte ben buna gülerim. Gülerim çünkü bir karıncaya bile zarar veremeyen ben, binlerce karıncanın üzerine basıp geçiyorum hergün. Üstelik umurumda bile olmadan. 3 boyutlu hallerinden eser kalmıyor 70 kilo üzerlerinden geçtikten sonra. Yassı karıncalar. Komik değil mi? "Komik ve Acınası". Gülmeden geçilebilir mi böyle bir şeye? Haha! Yassı karıncalar.

Güç burada belli ediyor işte kendini; deyim yerindeyse yırtık dondan fırlar gibi çıkıyor ortaya. Oysa bir köpeğe tekme atmak öyle kolay mı? Hele ki çocukluktan kalma bir çift "diş izi" varsa o tekme atmaya yeltenen bacakta.. Köpekler güçlü çünkü, tasma boyunlarına geçirilene kadar. Isırabilecek kadar değil belki ama karşı koyabilecek kadar güçlü. "Hrrr!" Ama karıncalar küçük. Çok küçük. Görülemeyecek, fark edilemeyecek, önemsenmeyecek kadar küçük. Zavallı karıncalar.

Filler de büyük mesela. Afrika'nın bazı köylerinde insanlara saldırıyorlarmış geceleri, aniden. Tüm kemiklerini kırana kadar zıplıyorlarmış üzerlerinde insanların. "Komik ve Acınası" Haha! "Fillerin Laneti" Haha! Her insan Büyük İskender olamazdı zaten öyle değil mi? Evet! Elbette. Olamazdı. O fillerden de 'büyük'tü ve o da ezerdi karıncaları.

Büyüklük... Güç ile büyüklük arasındaki bağıntı nedir peki? Yani ne bok yemeye buraya getirdim konuyu? Ben de bilmiyorum. Kendiliğinden geldi. Madem kendiliğinden geldi, demek ki gerçekten de güç ve büyüklük arasında bir bağıntı var. "Gücün varsa büyüksün, büyüksen güçlüsün." Haha. Ne hazin öyle değil mi? Çok yazık karıncalara çok. Gerçi, onlar ağırlıklarının 40 katı kadar yük taşıyabilecek kadar güçlüler ama işte kurgunun hatası da zaten burada belli ediyor kendini. Karıncalar...

Ne mi demek istiyorum? Bulaşmayın kardeşim bana alalala. Karınca gibi ezerim hepinizi. Hahah Komik ve Acınası olursunuz farkına bile varamadan.

de whole world is jah makin, ya hear?


(le comte de anti-cristo)


en iyisini düşünüyorum. herşeyin ama. suyun, havanın, toprağın.. elbet güzel bir yol bulurum çıkmak için sabırlıyım. güzel arkadaşlarım var, güzel bir sevgilim. güzel müzikler dinliyorum. inanın bana hiçbirşey reggae kadar iyi değil.

bir hikaye anlatacağım. kısa - uzun. göreceğiz.
ışıklarınızı kapatın lütfen. zira korkunç bir hikaye bu.
anti kristo kontu'nu duymuş muydunuz? sanmıyorum. benim de yeni haberim oldu. çok karanlık bir kişi. şeytansal yönleri var ve tam bir çılgın. bir gün şatosundan çıkıyor ve yürümeye başlıyor. kasvetli satanik ormana korkusuzca dalıyor. orada kötülüğün özünü buluyor. içiyor, heryerine sürüyor. uslanmıyor. demonik havuza giriyor. yetmiyor şeytan bağları'nın ölüsel üzümlerinden yiyor. gözleri kıpkırmızı. ormandan çıkıyor. dümdüz ilerliyor. milim sapmıyor yolundan. karşısına bir dükkan çıkıyor. meleksel ayakkabıcı nuri dükkanın ismi. heryeri bembeyaz. dalıyor içeri. tüm demonik kötüsel duygularını aşılıyor nuriye. nuri iflah olmuyor. kont'un en güvendiği adamı, sağ kolu oluyor. kontun başka adamı yok. birtek nuri var. ona çok güveniyor. ve birgün nuriyi onu arkadan vuracakken yakalıyor. ağzına sıçıyor nurinin. içindeki tüm kötücül duyguları sömürüyor. sonra öldürüyor nuriyi. nuri'nin mekanı cennet oluyor. öte dünya'da eziyet çekiyor. neden? çünkü zalimliğin tadına bir kere bakmış. yetmiyor ona cennet. yetmiyor, sahte geliyor bu huriler, kutsal sular, yeşillikler. nuri'ye ateş lazım. kan lazım. zulüm lazım. olmuyor. nuri iyi birisi.
kont nurinin bu halinden haberdar. mutlu. evine dönüyor. kasvetli satanik ormana uğruyor. kötülüğün özünden bir parmak atıyor ağzına. demonik havuz da çimiyor. şeytan bağları'ndan üzüm topluyor şarap yapmak için. ölüsel üzüm. evine dönüyor. mutlu. huzurlu. yatıyor uyuyor. cehennemde yeri hazır. mutlu. huzurlu.

tekrar ediyorum hiçbirşey reggae kadar iyi değildir. ha bi de iyi dostlar. sevgili. şarap. iyi eğlenceler.

de whole world is jah makin, ya hear?
Aske

15 Aralık 2007 Cumartesi

The Elementary Particles

öyle sanıyorum ki, insanlığın gerçek kötü kaderi farklı olma gereksinimi. herkes herkesten farklı olmalı, herşeyden.. bu durum ne yazık ki büyük kederlerin, acıların, -iyimser olmaya gerek yok- yeryüzünde ne kadar psikolojik vaka var ise hepsinin nedeni olmuş.
bundan daha kötü birşey olabilir mi? hakkım olsaydı oyumu hayır yönünde kullanırdım. daha kötüsü olamaz. öğretildiği üzere tanrı herşeyi eksiksiz olarak yaratmıştır. tabi ki oyumu buna dayanarak veiryorum.
duygular, insanoğlunun görüp görebileceği en büyük yalancılardır. her türlüsü. aşk, nefret, mutluluk.. öyle ki, arkanızı döndüğünüz ilk saniye sizi bıçaklayacak kadar sahtekarlar. bu, kimsenin gerçekten mutlu olmadığını da kanıtlıyor aslında. yahut birtakım üzüntülerin, depresyonların aslında ne kadar sahte olduğunu. bu da insanların birbirine neden güvenmediği sorusunu cevaplıyor.
tabi ki bunlar benim kendi fikirlerim. katılıp katılmamak size kalmış. tek bildiğim değişmeyecek olmaları. insanlardan hala biraz iğreniyorum. olması gerek bu. başka bir yolu olsaydı kesinikle haberim olurdu.
son olarak eklemek istediğim şu ki; sütlü kahvenin içine 2,5 kapak viski koyunuz. iyi geliyor.