20 Aralık 2007 Perşembe

Höyt!

Hah! İşte ben buna gülerim. Gülerim çünkü bir karıncaya bile zarar veremeyen ben, binlerce karıncanın üzerine basıp geçiyorum hergün. Üstelik umurumda bile olmadan. 3 boyutlu hallerinden eser kalmıyor 70 kilo üzerlerinden geçtikten sonra. Yassı karıncalar. Komik değil mi? "Komik ve Acınası". Gülmeden geçilebilir mi böyle bir şeye? Haha! Yassı karıncalar.

Güç burada belli ediyor işte kendini; deyim yerindeyse yırtık dondan fırlar gibi çıkıyor ortaya. Oysa bir köpeğe tekme atmak öyle kolay mı? Hele ki çocukluktan kalma bir çift "diş izi" varsa o tekme atmaya yeltenen bacakta.. Köpekler güçlü çünkü, tasma boyunlarına geçirilene kadar. Isırabilecek kadar değil belki ama karşı koyabilecek kadar güçlü. "Hrrr!" Ama karıncalar küçük. Çok küçük. Görülemeyecek, fark edilemeyecek, önemsenmeyecek kadar küçük. Zavallı karıncalar.

Filler de büyük mesela. Afrika'nın bazı köylerinde insanlara saldırıyorlarmış geceleri, aniden. Tüm kemiklerini kırana kadar zıplıyorlarmış üzerlerinde insanların. "Komik ve Acınası" Haha! "Fillerin Laneti" Haha! Her insan Büyük İskender olamazdı zaten öyle değil mi? Evet! Elbette. Olamazdı. O fillerden de 'büyük'tü ve o da ezerdi karıncaları.

Büyüklük... Güç ile büyüklük arasındaki bağıntı nedir peki? Yani ne bok yemeye buraya getirdim konuyu? Ben de bilmiyorum. Kendiliğinden geldi. Madem kendiliğinden geldi, demek ki gerçekten de güç ve büyüklük arasında bir bağıntı var. "Gücün varsa büyüksün, büyüksen güçlüsün." Haha. Ne hazin öyle değil mi? Çok yazık karıncalara çok. Gerçi, onlar ağırlıklarının 40 katı kadar yük taşıyabilecek kadar güçlüler ama işte kurgunun hatası da zaten burada belli ediyor kendini. Karıncalar...

Ne mi demek istiyorum? Bulaşmayın kardeşim bana alalala. Karınca gibi ezerim hepinizi. Hahah Komik ve Acınası olursunuz farkına bile varamadan.

Hiç yorum yok: