
KANDIRILDIK!
çocukluk dönemine ait bir hikayedir bu. tıpkı tavşan ile kaplumbağa örneğinde olduğu gibi yanlış yönlendirildik, aldatıldık.
hikaye nasıldı?
ağustos böceği tüm yaz boyunca yan gelip yatarken, şarkılar türküler söyleyip yapraktan yaprağa bir oraya bir buraya salınırken; karınca kış için yiyecek depoluyordu. sürekli çalışır didinir bileğinin hakkıyla yiyeceklerini stoklardı.
peki sonra ne oldu?
kış geldiğinde karınca şöminenin karşısında sıcak çikolatasını içerken , ağustos böceği burnundan sümükler aka aka kibrit satmaya çalıştı. karıncanın kapısına geldi, ağladı. hüzünlendi. kar taneciklerini gönlüne serpti.
bundan sonra neler gelişti peki?
hikaye aslında burada bitiyor. 6-7 yaşlarında bu hikayeyi gördük ibret aldık. bugünün işini yarına bırakmamalıyız dedik, sakla samanı gelir zamanı dedik. tasarruf yapmayı, biriktirmenin önemini kavradık. çok büyük dersler çıkardık çok. ant içtik bir ağustos böceği olmayacağımıza.
LAKİN DURUN!
durum sadece bununla sınırlanmıyor. gözden kaçmış bir son sayfamız var. herkes hikayeyi burda bitirip çocuklarına süt verdiği ve diğer gün ''ördek ve üç yavrusu'' adlı sarsıcı öyküye geçtiği için bu bölümler hep es geçildi. buna bir son vermek gerek. hikayenin sonu şu şekilde:
''ağustos böceği karıncanın kapısına gelir. 'ağbi allah rızası için bir parça ekmek ver çok pişmanım, sürünüyorum evde 4 çocuğum var birinin altı açık. bez alcak paramız yok, ortalığa sıçıyor.' der.''
-burada karıncanın daha önceki davranışından dolayı delikanlı olması erdemli davranması, affetmesi ve zor durumdaki hayvanlara yardım etmesi gerekir-
''bunu duyan karınca, 'bir saniye, geliyorum cicim' diyerek mutfağa gider. elleri arkasındadır. ağustos böceğinin gözleri, okuma bayramında anne babasını arayan çocuklar kadar pırıl pırıldır. karınca kollarını açar ve koc-ca-man bir nah çeker. 'ahaha doğanın pis dölü, git başkasından dilen ne dileniyosan, bende sana verilecek zıkkım yok' der ve kapıyı haince, alçakça çarpar. dersini alan ağustos böceği böylece aç bilaç evinin yolunu tutar.''
YETMEDİ Mİ BU KADAR EZİLMEK?
alınacak ders, karıncanın çalışkanlığı osu busu değildi aslında. ortada alınacak ders dahi yoktu. zira ağustos böceği yazın karıncaya nanik yaparak , karınca kışın ağustos böceğine zıkkım koklatmayarak tarihteki en büyük piçliklerden ikisini yapmıştır.
bu da böyle biline.
hem zaten, hepimiz bir ağustos böceği değil miyiz?



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder