Sağ omzumda birinin oturduğunu görüyorum bana gülümsüyor. Gülümsedikçe içindeki beyazlığı daha da görebiliyorum. Gözleri iri ve kömür siyahı. Mat ve donuk aslında. İyilik emsali olmasından neredeyse emin gibiyim. Bana içten içe huzur veriyor, kendine inandırıyor. Şu an yazarken bile onu görebiliyorum.. Eğer o benim iyilik meleğim ise, neden bu kadar omzumu acıtıyor? Neden omzumdan bastırıp beni aşağı çekiyor? Erdemlerin ve iyiliğin yüzünden öl diyor bana.. ezil ve unufak ol.. tozun bile kalmasın! İnsan kendi kendinin celladı olduğunu onu suçlamamam gerektiğine dair bir çivi çakıyor kafama.. ''evet bu senin sözlerimi hatırlaman için parmağına bağladığın kurdelenden daha da kutsal insan!'' diye haykırıyor bir anda. ''Beni sen yarattın'', ''seçme hakkı bana verilmedi'', ''kendinde iyilik olarak gördüğün herşeyi bana yükledin'', ''Tanrı senin omzuna beni bekçi yaptı'', ''Korunmaya ihtiyaç duyacak kadar aciz olduğun için'', ''Korktuğunda bebek kadar savunmasız olma diye ben buradayım'' dedi ve çivilerini çakmaya devam etti.. Ah melek.. haklısın peki tanrı bana seçme şansı verdi mi? İyilik emsalini omzuma oturtup, kendi egosunu tatmin edip sadece ''ben görevimi yaptım dedi''. Ben senin ağırlığın altında bir kez daha ezilirken sonsuz şevkatini göster di mi? Hayır! ah melek üzülme bunlar benim için dert değil. Adaletsizliği gördüğümde ''neden?'' diye sormadım hiç.. çünkü benim nefretim var! herkesin hissetmekten içinde beslemekten utandığı nefretim var! o benim oğlum ve onu büyütüp beslerken gözünüzdeki korkuya bakıp güleceğim.. ağız dolusu güleceğim. Nefesimi tutuşum bir korku nefesimi verişim ise seni omzumdan uzaklara uçurmaya yetecek.
Oracle



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder