19 Eylül 2007 Çarşamba

Sıyırmak ya da Sıyrılmak

''Evet''

dedi kadın başını kaldırıp gökyüzüne bakarken.

''sahip olduğum tüm seslerden sıyrıldım''

aslında bunu demeyi çoktan hakediyordu.. aslında onda bir hak değil gereklilikti bu. işin haketme kısmına girildiğinde ''neye göre? kime göre?'' sorularının içinde boğulmaktan kurtulmak da gerekicekti. Hayatı zaten karmaşalarla, nefes aldırmayan sanrılarla geçirmiş ruhtu onunkisi. Herkesin hikayelerinden bir parça parça taşıyordu ruhu. En çokta etinin başka bedenler altında ezilmesinin izlerini taşıyordu. Uzun zamandır ruhu ve bedeni örseleniyordu. ''insan herşeye alışır'' derler ya canı cehenneme bu sözün. O bunu neden yaptığını bilmediği halde hala buna devam ediyordu ve alışılacak bir şey değildi bu. Sokaktaki çöpçü, plazalardaki iş adamları, süprüntü gibi sokaklarda gezen kadınlar, ev kadınları (huh hanımları :) bazen de çocuklar.. herkesden bir parça taşıyordu ruhu ve bedeni. Bunlar onu besliyordu. Beslendikçe susayan bir vampir gibi davranıp daha fazlasını istiyordu. Acı ve hazzı birbirine karıştırılmış bir içki gibi yemek borusunu redderek soluk borusundan akıtıyordu artık. Onunkisi araftan bişeyin arasında kalmaktan daha öte birşeydi. Acı ve haz.. nasıl bir beslenme saatiydi bu? Artık bundan kurtulmaya karar verdi. Artık araf sonlanmalıydı! Sonsuz denemelerin, sancılı günlerin ardından yine başını göğe kaldırdı..

''Evet. Sanırım ruhumundan sıyrıldım! şimdi daha fazlasını istiyorum!''

Alışmış kudurmuştan beterdi sanırım di mi? Bir orospunun hikayesine bu sefer acıklı yaklaşılmayacaktı. Ruhu o kadar kirlenmişti ki ondan artık sıyrılmış. Zedelenmiş bedeniyle yalnız kalmıştı. İçi alınmış meyve gibiydi.. geriye posa kalmıştı. evet alışmış kudurtmuştan beterdi. Bedenini size satana kadar bekleyin.. ruhunuzu siz de kaybedin..

Oracle

Hiç yorum yok: