insanlar koca bir dünyanın tek bir fincan kahvenin etrafında döneceğini kabul edemiyorlar. neden ? alışkanlık mı ? öyle olduğunu varsayalım. insan aptallığa ne derece alışabilir? yani ; pragmatist açıdan incelersek (ki sanırım çağın gereklerini büyük bir oranda bu şekilde yerine getirebiliyoruz) aptallığın insan varlığına hiçbir şekilde fayda ettiği görülmemiştir. tabi ki faydayı uzun vadede düşünmek gerekiyor burada.
toplumsal bir takım faaliyetler , bu tip saçma düşünceleri doğurur. doğrudur. hepsinin temel kaynağı aslına bakıldığında yanlış yorumlamaktan gelir ki aslında bu aptallığa eşdeğer birşeydir. tek fark bilinçdışı bir aptallığın sözkonusu olması ve kitleler sözkonusu olduğunda bu tip aptallıkların genel hatlarıyla doğru kabul ediliyor olması. kolayca anlaşılabileceği üzere bu faaliyetlerden şu noktada en önemlisi din. allah inancı ile alakalı derin şüphelerim (aslında bu şüpheler sanıyorum ki inanç ile alakalı değil doğrudan varlık ile alakalı şüpheler) olsa da , bu inancı kalbinde , beyninde taşıyan insanlara saygısızlık etmemeye özen gösteriyorum.
toparlayayım. değinmek istediğim asıl konu "büyük beklentiler". önce basit düşünelim , şöyle ki ; insanlar haklı olarak sevdikleri birilerinin yaptığı şeylerden aslında tam olarak memnun olmazlar hiçbir zaman. bunun sebebi gayet masumdur , sevgidir ve bu sebepten dolayı sürekli daha iyi yapabileceğine inanırlar. aynı şekilde düşünüldüğünde ciddi bir şekilde inanılan , gönülden bağlı olunan bir tanrının yarattığı dünya , gayet basit nedenler etrafında dönemez! çünkü bu ziyadesiyle karmaşık , kompleks nedenlere bağlıdır. böyle söylerler.
bu durum aslında ta en başından "duygusallık" damgası ile reddedilebilir ve yalanlanabilir. ama dediğim gibi insan olduğumuzdan dolayı ve bu noktada özellikle , her ne kadar aksini iddaa etsekte, kendimizi sevdiğimizden dolayı bu reddedişin nedenlerini çok derin bir biçimde açıklamamızı bekliyoruz.
açıklayalım ; dediğim gibi "inançlar" yüksek beklentileri doğurur. bu yüksek beklentiler de belli olmasa da minik hayal kırıklıklarını meydana getirir. yani dikkatli bakıldığında tanrı inancı maksimum olan bir insan bile yeri geldiğinde tanrıya isyan edebilir. "neden?"
tanrı inancı minimum olan bir insan (inanan bir insan her şartta) bunu birazdaha sıklıkla yapar. o halde maksimize edilmiş bir inanç ile donanmış adamın , büyük inancı zaman zaman olsa bile , hatta anlık olsa bile hemen hemen inançsız bir insanın inanç seviyesine iniyor ise..??? yep. tamamen sakat bir çocuk ortaya çıkar.
yani ; aynı anda hem bu dünyanın çok ulvi dalgalar dolayısı ile döndüğü kabul edilir hem de bu dünya ile alakal dertler için küfür edilir. olayın özü budur ve insanlar her zaman bu tür konularda çok büyük kaypaklıklar sergilemişlerdir.
son olarak söylemek istediğim çok kısa birşey daha var. nedenler ve sonuçlar ile ilgili.
diyorum ki ; sonuçlar önemli değildir. asıl önemli olan nedenlerdir.
itiraz etme hakkınız her zaman saklıdır
Aske



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder