"ver elini.."
yeri geldiğinde hayat kurtarır bu söz bilirsiniz. ama o an onun için hiçbirşey ifade etmiyordu , acıdan başka! acıyordu çünkü uzun zamandır dünya ile çok ters bir ilişki içerisindeydi. o dünyanın üzerinde değil , dünya onun üzerindeydi mesela. gözlerini açtığı an ağlayacaktı muhtemelen. susmayı tercih edersiniz bu gibi durumlarda , uzaklara bakarsınız , yutkunursunuz boğazınız acır , acıdan dolayı dolmaya zaten meyilli olan gözler iyice nemlenir. tutmak neredeyse imkansız.. o tutuyordu.
"sana elini ver dedim!"
bir yabancının elini tutmak zordu onun için. insanlar her işlerini elleriyle görürler çünkü. kıç silmekten adam öldürmeye kadar.. uzun zamandır güzel bir müzik dinlememiş olmanın verdiği büyük utanç ile tekrar sustu.
"lanet olsun elini ver!!"
bu son noktaydı heralde. kendini tutmasının bir manası kalmamıştı artık. salya sümük ağladı. önce bi mendil verdim , kalitesiz kağıttan.. sonra da yol. en iyisi buydu sanırım.
insanlar dövme yaptırmayı göze alamıyorlar hala. bu devirde. ne yazık.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder